KUCUK ADAM

Lilypie Fourth Birthday tickers

27 Eylül 2010 Pazartesi

OYNAMAYA DOYAMADIM





Bugün arkadaşım Atalay geldi annesiyle. 4 aylık kardeşi olduğu için annesi erken kalkmak zorundaydı ama biz daha oynamaya doyamamıştık. Bunun üzerine annesi izin verdi ve Atalay kaldı. Öğleden sonra iyice yorulana kadar birlikte oynadık. Çok güzel bir gündü ama ben oynamaya doyamadım. En kısa zamanda tekrar buluşmalıyız.

Boğaz Turu , Dalgalar ve Martılar








Emirgan korusundan sonra gezimizin devam ettiğini söylemiştim. İkinci durağımız Ortaköy'dü. Burda tekneye binip boğaz turu yaptık. Altımızda bembeyaz dalgalar üzerimizde martılar harika bir geziydi. Herkes boğaz kıyılarını izlerken benim gözüm hep denizdeydi. O kadar yakında olup denize girememek ne kadar kötüydü.
Buna rağmen teknede olmak harikaydı. Tabii ben yine hiç durmadım. Denizi seyretmenin dışında teknenin her yerini dolaştım yolculara kolonya servisi yaptım , benim gibi yolculuk yapan bir köpeği sevdim , babam için yanından geçerken bol bol Galatasaray adasına baktım.
Bu harika günün tek eksiği tabiki de canım babamdı. Ama kendi kendime söz verdim ilk fırsatta gezdiğim bu yerlere onu da getireceğim.

Emirganda Sincaplar ve Ben







Haftasonu dedem bizi Emirgan korusuna götürdü. Burası İstanbu'un ortasındaki gizli vahalardan biri. Her yer yemyeşil ve gökyüzüne kadar uzanan ağaçlarla dolu. Kafanızı çevirdiğiniz heryerden karşınıza bir sincap çıkıyor. Ertafta piknik yapanlar, gezenler, oturup sohbet edenler vardı.
Bende gönlümce koşup oynadım bu yeşilliğin içinde. Birde çocukları unutmamışlar korunun birkaç yerine park koymuşlar burdaki oyuncakları da test etmesem olmazdı.
Benim için harika bir gündü çok eğlendim. Gezimiz bu kadarla kaldı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Benim şimdi uyumam gerekiyor kalanını bir sonraki yazımda anlatacağım. Şimdilik bu kadar.

19 Eylül 2010 Pazar

AÇIK HAVADA GEÇEN BİR GÜN






























Açık havada geçen bir günden daha güzel ne olabilir? Dilediğince koştuğun düşüp kalktığın bir gün ama......

15 Eylül 2010 Çarşamba

12 Eylül'ün Önemi

Benden büyük herkes için 12 Eylül tarihinin ayrı bir anlamı var. Bir ülkenin geçmişinde kimi için ak kimi için kara bir gün bugün.Üzerine kitaplar yazılmış , nice insanlar konuşmuş , bilmediğimiz kadar çok can alınmış.
Geçtiğimiz pazar unutulmaya yüz tutmuş birçok olay herkesin zihninde canlandı sandık başında.
Ama bu anlatıklarımın benim için hiçbir anlamı yok. Benim için 12 Eylül'ün tek bir anlamı var. O da canım annemin doğum günü. İyiki doğmuşsun annecim iyiki de beni doğurmuşsun. Seni çok seviyorum annecim.

13 Eylül 2010 Pazartesi

ŞEKER GİBİ BİR BAYRAM













Geçte olsa herkese iyi bayramlar. Biraz eksikte olsa ben çok güzel bir bayram geçirdim.İlk günü köydeydik .Tüm büyüklerimi gördüm. İkinci günü dedem bizi gezmeye götürdü. Avcılar'da Atatürk'ün evini ziyaret ettik daha sonra Florya deniz köşkü'nü. Zaten denizi görünce ben herşeyi unuttum. Birde orda kendini sevdirmeye bayılan bir yavru kedi bulunca benim için herşey harika oldu. Deniz köşkünden sonra çok yakında olan havacılık müzesini gezdik. Otomobil direksiyonunda oturmayı ne kadar sevdiğimi herkes bilir ama uçak kokpitinde olmak daha da güzelmiş. Müzede her boydan uçak vardı.
Sonraki durağımız belki de çok az kişinin gördüğü Yedikule zindanları'ydı. Zindan sözünü duyunca yerin altına ineceğimizi sanmıştım ama biz zindanların çatısına çıktık. Karanlık merdivenlerden sonra güneşe ulaşmak çok güzeldi. Asıl güzeli de karşılaştığımız manzaraydı. Marmara denizi ve sahil şeridi gözlerimizin önündeydi.
Tarihi yerleri gezmeye başlamışken tarihimizdeki en önemli olaylardan birine adanmış bir müzeyi de gezmeden olmaz. Sonraki durağımız 1453 İstanbul'un Fethi Müzesi. Bu müzenin özelliği 360' panoramik olması. Duvarlarda resmedilen fetih günü yaşananlar tavana kadar sürüyordu. Ses efektleriyle beraber etkileyici bir mekandı.
Bu kadar geziden sonra ben arabada uyuyakaldım. Bu arada annem ve teyzem İstanbul Modern'de muhteşem bir sergi gezmişler.Serginin ismi Yaşam Döngüsü.Görmek isteyenler için aralık ayına kadar gezilebilir.
Umarım sizin bayramınızda benimki kadar güzel geçmiştir.

12 Eylül 2010 Pazar

KARADENİZİN İNCİSİ SİNOP










Babamın yemin törenini yazarken Sinopta gezdiğim yerleri anlatacağımı söylemiştim. Her yeri ayrı güzel harika bir şehir burası. İşte fotoğraflar benim başka birşey söylememe gerek yok. Türkiye'nin en kuzey ucu olduğu için yolunuz düşer mi bilmem ama birgün Sinop'a giderseniz beni ve bu yazdıklarımı hatırlarsınız.